MBN

GÜNDEM

Çocuk sayısını artırmak için dünya ne yapıyor

Manchester City - Celtic: Manchester City - Celtic hazırlık maçı hangi kanal...
Published Time: 28.06.2024 - 08:27:26 Modified Time: 28.06.2024 - 08:27:26

Türkiye'de doğum oranının 2023 yılında 1

Türkiye'de doğum oranının 2023 yılında 1.51'e gerilemesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu durumu Türkiye açısından "varoluşsal tehdit" olarak nitelendirmesiyle çözüm arayışları başladı. AK Parti'nin 2 Temmuz'da yapacağı çalıştayda tartışacağı çözüm önerileri arasında doğum izninin artırılması da yer alıyor. Doğum hızının gerilemesi OECD ülkelerinin de sorunu. Peki OECD ülkeleri doğum oranını artırmak için neler yapıyor? Habertürk'ten Ahmet Kıvanç'ın haberi...

Nüfusu hızla yaşlanan Türkiye’de doğum oranındaki gerileme tam anlamıyla alarm zillerinin çalmasına yol açtı. 2001 yılında 1.3 milyon olan bir yılda doğan çocuk sayısı 2017 yılına kadar bu seviyeleri korudu. Ancak, yıllık doğum sayısı 2019 yılında 1.2 milyonun, 2023 yılında da 1 milyonun altına geriledi. 2023’te sadece 958.408 doğum oldu.

Bir ülkedeki toplam doğurganlık hızı, bir kadının doğurgan olduğu dönem olan 15 – 49 yaş grubunda doğurabileceği ortalama çocuk sayısını ifade ediyor. Kadın başına düşen çocuk sayısı olarak da adlandırılan toplam doğurganlık hızı Türkiye’de 1980’lerin başında 4, 2001 yılında 2,38 iken 2002 – 2018 döneminde 2,0 ile 2,17 arasında seyretti. Bu oran 2014 yılından bu yana her yıl azalıyor. Nitekim 2023 yılında 1,51’e kadar geriledi.

Bir ülkede doğurganlık hızının 2,1’in altına düşmesi “düşük doğurganlık”, 1,7’nin altına düşmesi “çok düşük doğurganlık” olarak adlandırılıyor. Türkiye 2022 yılından beri çok düşük doğurganlık ülkesi haline gelmiş bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan doğurganlık hızının nüfusunun kendini yenileme eşiği olan 2,1’in altına düşmesinin Türkiye açısından “varoluşsal bir tehdit” olduğunu belirtti.

Erdoğan’ın bu açıklamasının ardından doğum oranını artırmak için çözüm arayışları başladı. AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında doğum hızını yükseltmek için doğum izninin artırılması önerildi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de öneriye sıcak baktıklarını, üzerlerine düşeni yapacaklarını söyledi.

AK Parti Sosyal Politikalar Başkan Yardımcısı Hakkı Öztürk de dün yaptığı açıklamada, 2 Temmuz’da düzenleyecekleri çalıştayda nüfus artış hızındaki düşüşe karşı önerileri ele alacaklarını söyledi. Öztürk, “Üç temel başlık var. Doğum izni ile ilgili süre uzatımı, özellikle kadının çalışma hayatı içerisinde iken kreş veya bakım süreçlerinin maddi olarak desteklenmesi ve ikinci, üçüncü çocuğa teşvik verilmesi gibi konuların uygulanacağı genel paketleri ve çözüm önerilerini bu çalıştayda kararlaştıracağız” dedi.

Halen işçi ve memurlara doğum öncesi ve sonrası toplam 16 hafta doğum izni veriliyor. Doğum izninde işçilere Sosyal Güvenlik Kurumu’nca brüt ücretlerinin 3’te 2’si oranında geçici iş göremezlik ödeneği verilirken, memurlara fiili çalışmaya bağlı olan dışındaki maaşları tam ödeniyor. Bu sürenin sonunda kadın veya erkek işçiler ile memurlar birinci doğumda 60 gün, ikinci doğumda 120 gün, sonraki doğumlarda ise 180 gün süreyle haftalık çalışma süresinin yarısı kadar ücretsiz izin kullanabiliyorlar. İşçilerin izin yaptıkları süreler için İşsizlik Fonu’ndan asgari ücret üzerinden ödeme yapılıyor.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üyesi ülkelerin birçoğu doğum hızındaki azalma sorunuyla daha uzun süredir mücadele ediyor. OECD, bu yılki sosyal göstergeleri doğurganlık temasıyla yayımladı. OECD’ye göre kadınların geç çocuk sahibi olması veya hiç çocuk sahibi olmaması nedeniyle doğurganlık oranları düşüyor. Gençlerin karşılaştığı güvencesiz iş ve barınma maliyetlerinin artmasından kaynaklı zorluklar ebeveynlik planlarını engelliyor. En önemli bulgu ise kadınların iş ve aile hayatını birleştirebildiğinde doğurganlığın arttığı tespiti.

Rapora göre, geçmişte özellikle Batı Avrupa ülkelerinde yaşanan 18 yaşını dolduran çocukların ailesinden ayrı eve çıkmaları artık geride kaldı. Yaşları 20 – 29 arasında olan gençlerin aileleriyle yaşama oranı birçok Avrupa ülkesinde yüzde 75 – 80 arasında seyrediyor. Bu oran Türkiye’de yüzde 56 düzeyinde. Bunda gençlerin istikrarlı bir işe girme ve makul fiyata barınma ihtiyacını karşılama konusunda zorluk yaşamalarının etkili olduğu, bu durumun gençlerin ebeveynliğe geçişini zorlaştırdığı görüşü dile getirildi. Gençlerin çocuk yapmalarını engelleyen faktörler arasında yaşanan ve algılanan ekonomik belirsizliklerin de önemli yer tuttuğu belirtildi.

Raporda, kadınlar iş ve aile hayatını birleştirebilir ve ekonomik hayata eşit bir şekilde katılabilirse bunun daha iyi ekonomik sonuçlara ve daha yüksek doğurganlık oranlarına yol açacağı tespiti yapıldı. İş ve aile yükümlülüklerini birleştirmek için kadın erkek arasında eşitlik sağlanması, ücretli ebeveyn izni, uygun fiyatlı kaliteli çocuk bakımı gibi politikaların hem istihdama hem de doğurganlık oranlarının artmasına katkıda bulunduğu kaydedildi. Ailelere yönelik mali desteğin, özellikle konutla bağlantılı olduğunda giderek daha önemli hale geldiği ifade edildi.

Aile yardımlarına ilişkin kamu harcamalarının artırılması gerektiği vurgulanan raporda, erken çocuk eğitim ve bakım hizmetleri ile çocuk yardımlarının önemine işaret edildi. Çocuk doğurmanın aile gelirinde azalma, vazgeçilen kariyer ilerlemeleri, yüksek çocuk bakım harcamaları gibi büyük fırsat maliyetleri olduğuna dikkat çekilen raporda, uygulanacak aile politikalarının ebeveynliği daha çekici hale getirebileceği belirtildi.

Raporda, aile yardımlarına ilişkin kamu harcamaları istatistiklerine de yer verildi. Aile yardımlarının milli gelire oranı OECD ülkelerinde ortalama yüzde 2,4’e ulaşıyor. İlk sırayı, nüfusu artırmak için 1980 yılından beri büyük uğraşlar veren ancak doğurganlık hızını sadece 1,8’de tutmayı başarabilen Fransa alıyor. Fransa milli gelirinin yaklaşık yüzde 3,4’ünü aile yardımlarına harcıyor. OECD ülkeleri içinde aile yardımlarının milli gelire oranı bakımından Türkiye yüzde 0,5 ile son sırada bulunuyor.

İstihdam korumalı ücretli aile izni hakları OECD ülkelerindeki aile politikasının önemli bir özelliğini teşkil ediyor. 2021 yılı itibarıyla ABD hariç tüm OECD ülkelerinde doğum sırasında ve çocuğun yaşamının ilk ayları ve yılları için ücretli aile izni uygulanıyor. ABD’de ulusal düzeyde olmamakla birlikte 13 eyalette benzer uygulamalar bulunuyor.

OECD genelinde ortalama 25,7 hafta anne için, 12,7 hafta da baba için doğum izni hakkı bulunuyor. Her iki ebeveyn de uygun gördükleri takdirde ek 26,4 haftalık ebeveyn ve evde bakım iznini nöbetleşe kullanabiliyorlar. Bu izinlerin toplamı bir yıllık süreye karşılık geliyor.

Bazı ülkeler erkeklerin ebeveyn iznini kullanmasını sağlamak için teşvik politikaları uyguluyor. Ücretli ebeveyn izninin toplam süresi, babalara yönelik teşvikler ve anneler için ücretli izin süresinin doğurganlık hızının artmasında önemli ölçüde etkilediği belirtildi. Ancak bu etkinin ülkeden ülkeye değiştiği kaydedildi.

GÜNDEM