MBN

GÜNDEM

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'dan Habertürk'e açıklamalar

Kamala Harris, Joe Biden'ın desteğini almak için her şeyi yapacağını söyledi
Published Time: 29.06.2024 - 22:27:52 Modified Time: 29.06.2024 - 22:27:52

Habertürk'te Eren Eğilmez'in sorularını yanıtlayan Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ'dan gündeme ilişkin açıklamalarHabertürk'te Eren Eğilmez'in sorularını yanıtlayan Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ'dan gündeme ilişkin açıklamalar

Habertürk'te Eren Eğilmez'in sorularını yanıtlayan Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ'dan gündeme ilişkin açıklamalar

Habertürk'te Eren Eğilmez'in sorularını yanıtlayan Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ'dan gündeme ilişkin açıklamalar...

Özdağ'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

Almanya'da seçimler öncesinde Alternative Für Deutschland Partisi'ne oy vereceğini söyleyen pek çok Türkle tanıştım. İşçi olanlar da Berlin'de bürosu olan iş adamları da vardı. Sisteme entegre olmamış, saldırganlık durumunda insanlar çok tedirgin olmuşlar. Milliyetçilerin oylarının arttığı bir seçim değil bu; muhafazakarların konsolide olduğu seçim. Yeşiller ciddi oy kaybı yaşadı. Sadece sığınmacılara, kaçaklara, mültecilere mi tepki? Bunu söylemek de yanlış. AB'nin demokratik meşruluktan yoksun bürokrasisi var. Bu bürokrasi gittikçe fazla güç üretmiş. Bağlayıcı kararlar veriyor. AB'nin aşırı güçlenmesine tepki var. AB'nin Rusya'yı karşısına almasının bedeli ekonomik olarak ağır çıkmış. Birçok neden üs tüste birikmiş. Böyle olacağı belliydi. 2050'ye kadar dünya üzerinde en az 300 milyon insan yer değiştirecek. Kavimler göçü sürecinden geçiyoruz. Bunun hedefi bir bölümünün Türkiye üzerinden Avrupa. Küresel ısınma ile paralel olarak Kazakistan'ın kuzeyi ve Sibirya yeni tarım sürecine hazırlıyor. Ekilmeyen, biçilmeyen topraklar ekime uygun hale geliyor. Küresel siyasetin ana belirleyicilerinden bir tanesi göç olacak dolayısıyla.Böyle bir kontrolsüz göç her toplumda haklı tepki uyandırır. Bu tepki Türkiye'de de var. Bastırılmak isteniyor.

"TÜRKİYE DEMOGRAFİK TECAVÜZLE KARŞI KARŞIYA"

Büyük bir göç hareketi hem Amerika kıtasında güneyden kuzeye hem de Asya-Afrika-Avrupa kıtalarında, Hint alt kıtasından kuzeye ve batıya, Ortadoğu'dan kuzeye ve batıya göç önümüzdeki en az 30 yıla damgasını vuracak. Bu soğuk savaştan daha beter. Bu göç dalgasını hemen durdurmak mümkün değil. Bunun iklim dinamikleri de var. Herkes kendisini koruma güdüsüyle harekete ediyor. AB Türkiye'nin Trakya sınırında hendek olsun, göçmenler burada toplansın, oradan çıkamasın diyor. Trakya'da sınıra yakın yerde savcılarla konuşuyorum. Savcılar kimliği belirsiz cesetlerin kime ait olduğunu araştırıyor. Avrupa'ya kaçmak isteyenler. Ege'de botlar batırılıyor. AB bunu biliyor. AB Türkiye'nin sınırlarından geçişi kolaylaştıracak şekilde mayınların sökülmesinin finansmanını sağlıyor. Bir süre sonra Türkiye'de bu gerçekleşen yığılma patladığı zaman Avrupa duvarını ağır darbeleyecek. Ortadoğu Türkiye içerisinde ilerliyor ve Edirne'ye yaklaşıyor.Türkiye demografik bir tecavüzle karşı karşıya. Hiçbirimiz teyzemize, halamıza, kızımıza 'Git İstiklal Caddesi'nde beni bekle' diyemeyiz. Başına bir şey gelir diye korkarız. 10 sene önce böyle değildi. Milyonlarca insan bu ülkeye doğdu. Avrupa'ya da böyle doğdu. Bir Alman'la konuştum. 'Şu saatte dışarı çıkmaya korkuyorum' dedi. Yabancı sesleri duyunca Türklerin yanına gittiğini söyledi. Bu Almanya'da oluyormuş. Bir Nazi furyası vardı. SDU kendi yapamadıklarını, söyleyemediklerini yaptırıyor deniyor. Yasaları inceledim. Aşırı sağcıların taleplerini Almanya'da sosyal demokratlar meclisten geçirmiş. Suriye savaşı ve küresel ısınmayla kontrolsüz göç başlıyor.

"BİZ BU TOPRAKLARA GÖÇMEDİK FATİH OLARAK GELDİK"

Trump bir soru sordu. 'Bana bir tane Meksika sınırından geçip, Amerika'ya illegal giriş yapılan süreçte cezalandırılan gümrük memurunun ismini verebilir misiniz?'. ABD'deki seçimlerin ana ekseni göç üzerinde dönüyor. Birçok Demokrat Partili ya sandığa gitmeyecek ya Trump'a oy verecek. Arap cemaati ya Trump'a akacak ya sandığa gitmeyecek. Amerikan seçimlerinde temel dinamik göç. Avrupa'da da göç olmaya devam edecek. Küresel güneyin geri kalması, sömürülmesi, onlara karşı ırkçı davranılması konusunda hiçbir tartışma yok. Batı zaten ırkçı davranıyor.Hitler Batı içinde terk ırkçılığı temsil etmiyor. Diğer ırklara karşı üstünlük beyaz ırktır, diyordur. Bizim topraklarda ırkçılık güçlü bir kaynağa sahip olmadı. Çinliler coğrafi olarak aynı yerde kalmış. Biz ise Avrasya kıta bloğunun hemen her yerinde var olmuşuz. Göçerek gelmişiz ama göçmen değiliz. Fatih olarak gelmişiz. Biz bir yere sığınmamışız. 1683'ten sonra geri çekilme süreci içerisine girmişiz. Bu geri çekilme olağanüstü katliam ve soykırımlarla gerçekleşmiş. Bizim karşı karşıya olduğumuz sadece küresel ısınma kaynaklı göç değil. Stratejik göç mühendisliği ile karşı karşıyayız. Bir ülkeden diğer bölgeye bilinçli politikalarla kaydırılması hali. 2009'da mayınların sökülmesini tartışmaya başladık. Ağustos 2009'da PKK açılımı aşladı. PKK ile mücadele, PYD ile mücadele durduruldu. PKK Türkiye'deki unsurlarını Irak'ın kuzeyine ve Suriye'ye aktarırken Türkiye de Suriye'de rejimi devirmek adına PYD'yi doğal müttefik olarak kabul etti. Suriye'nin kuzeyinde PKK üç ayrı kantonda iken birden Suriye'nin yüzde 23'ünü kontrol etti.

"SINIR'DA 'DUR' İHTARINA UYMAYANI VURURSUNUZ"

Kürt-Türk, laik-antilaik, Alevi-Sünni çatışması oluşturamazlar. Ama Türkiye'de yaşamanın sosyal zeminini oluşturdular. Ali Yerlikaya 'Köyünün dışına çıkmamış insanın 7 bin kilometre uzaktan gelmesini anlamıyorum' dedi. Burada büyük strateji, plan var. Zafer Partisi'ne acaba teşekkür etmekmi gerekiyor? Zafer Partisi Türkiye'yi uyandırdı mı bu konuda? 2021'de Zafer Partisi kurulduğu zaman AK Parti'nin resmi politikası 2018-2023 5 yıllık entegrasyon planıydı. Gizli değildi fakat gizli tutuluyordu. BM'nin belgesinin tercümesiydi. Türkler'den de 'yerli halk' diye bahsediliyordu. CHP'nin politikası neydi? İki tane çalıştay sonucunda 150 sayfalık rapor yayınlanmış. Göç ve Entegrasyon Bakanlığı kurulup Suriye'ye vatandaşlık verilmesinden bahsediliyordu. Biz 'zorla yollayacağız' dediğimizde bize söylenen 'zorla yollayamazsınız' deniyordu. Beyinlerin yıkanmasına engel olan Zafer Partisi olmuştur. Bir teknenin içindesiniz, suyu mu boşaltırsınız, delikleri mi kapatırsınız? Ottova Anlaşması'ndan çekilmeyi teklif ediyoruz. Sınırlardaki mayınları tekrar döşeyelim. Bugün subay, astsubay, asker, erbaş, sınırdan birisi girdi, 'dur' dedi, havaya ateş eçti, havaya çarptı, geldi adamı öldürdü. Yargılanıyor. Bundan dolayı yargılanan Cizre'de yedek subay vardı. Bu yasayı değiştirelim. Sınırı geçti, uyardınız, dediniz ki 'dur', durmadı, vurursunuz. Polonya Cumhurbaşkanı Polonya Ordusu'na talimat verdi, 'Sınırdan geçenleri vuracaksınız' dedi. Biz yasal düzenleme yapalım. Sınırı geçme dediniz, buna rağmen geçti, dur dediniz, buna rağmen direndi, vurursunuz.

"SINIRI GEÇENLERİN CANI CEHENNEME ÖNLEMLERİ"

3-5 kişi gelmiyor. Gruplar halinde geliyorlar. Sınırınıza yüksek irtifa balonları yerleştireceksiniz. Üzerinde kamera olacak. Karşıdan gelenleri göreceksiniz. Duvarı herkes aşıyor. Türkiye'de kaçak giren günde 1000 ile 1250 kişi arasında. Bu resmi rakam. Bu yılda 400 bin kişi eder. Mayın döşeyeceksiniz. Basan patlar! Basmasın. Dağın tepesinde ne arıyorsunuz? Türkiye tarih boyunca en önemli göç yolu değil mi? Bu göç yolunu 3 metrelik duvarla koruyabiliyor musunuz? Hayır. ABD, Rusya, Çin imza atmış mı? Hayır. Niye Türkiye imza atıyor. Dağları jandarma beklemez, jandarma korkusu bekler. Jandarma beklediği zaman iş sorun haline gelmiş olur. Mayınla sınırınızı korursunuz, 3 kişi ölür, 5 kaçakçı ölür, sonra sınırda kesilme başlar. Sınırın kritik yerlerinde SİHA uçuracaksınız. Göç nereden kaynaklanıyor? Afganistan mı, Pakistan mı? Orada belirli aşiretleri size angaje edeceksiniz. Ücret ödeyeceksiniz. Türkiye'yi bu taşımayı yapanları infaz edeceksiniz. Mesela Türkiye'ye uyuşturucu getiriyor. İran polisi payını alıyor, devam ediyor. Bunu durdurmanız lazım. 2 milyon Afgan'ı havayolu ile Afganistan'a yollamak olağanüstü pahalı. Bunu İran'la işbirliği yapıp, demiryolu ile yollayabilirsiniz. Küresel göç çağında her gün sınırlarından 1000-1250 kişi geçerken, hırsızı, uyuşturucusu, kaçakçısı, Selefisi, cihatçısı, teröristi bu ülkeye nüfuz ederken nasıl koruyacaksınız. Sınırı aşanı gerekirse canı cehenneme önlemleri olmalıdır.

"BENİM TERCİHİM AYŞEGÜL'ÜN ÖLMEMESİYDİ"

Afrika'da iç savaşlarda mayınlar yerleştirildi ve bunlar sınırlara yerleştirilmedi. Ülke içinde yollara yerleştirildi. Kabileler arasındaki alanlara yerleştirildi. Balkanlar'da iç savaş sırasında insanların yaşam alanlarının yakınlarına yerleştirildi. Bizim söylediği alan insan geçmez, kuş uçmaz alanlar. Birisi geçiyorsa o kötü niyetlidir. Ayşegül 17 yaşında bir kız çocuğuydu. Gebze'de yaşıyordu. Üniversiteye hazırlık kursuna gidiyordu. Sınırdan geçen Afgan, Ayşegül'e tecavüz etmek istedi. Ayşegül direndi. Afgan taşla Ayşegül'ü öldürdü. Benim tercihim Ayşelgül'ün ölmesi değildi. O tecavüzcü Afgan'ın ölmeseydi. Dağın başından Türkiye'ye girmeye çalışmazsa hiçbir şey olmaz. Bunu duyurursunuz, duymayanlar da bir patlama olur, herkes duyar. Şunu görelim. Ganj Nehri'nin kuruması sözkonusu. Himalaya'da hızlı bir erime var. Ganj kurursa 300 milyon insan kuzeye ve batıya doğru harekete geçer. Bu çağ bu anlamda daha bir anormalleşecek. Avrupa'ya şunu söylüyoruz 'Türkiye göçmen deposu, Avrupa kalesinde hendek değildir'. Anadolu kalesi ile korumak gerekmektedir Türkiye'yi.

"ÖNCE SURİYELİLERİ GÖNDERECEĞİZ"

Bizdeki nüfusu Avrupa'ya aktaralım demiyoruz. Bir başka politik istikrarsızlığa ihtiyacımız yok. Birlikte çalışmaktan yanayız. Ben Suriye'ye yollamaktan yanayım. Uluslararası hukuktan hareket ediyoruz. Geçici sığınmacılık statüsünde ne diyor 'Suriye'de iş savaş bitince geri dönüş esastır' deniyor. Bize uluslararası hukukun verdiği hakkı uyguluyoruz. Şimdi sosyal demokrat Alman Şansölye 'Afganistan'da artık savaş bitti, Afganları geri yollayabiliriz' diyor. Biz önce Suriyelileri göndereceğiz. Kayıtsız Suriyeliler kaçak durumda Türkiye. Önce kayıtlı Suriyelileri yollayacağız. Astana Anlaşması var. 'Nereden geldilerse oraya dönerler' deniyor. Milyonlarca insan kirada otururken 11 sene beslediği Suriyelilere ev mi yapacak orada? Yok böyle bir dünya. Biz Suriye rejimi ile görüşmeler yapacağız. Askere alınma noktası yerine sivil hizmetlerde kullanımlarını öngöreceğiz. Hastaneye gittiğinizde eczaneye gittiğinizde para ödeyecekler. Sosyal yardımlar durdurulacak. Maliye Bakanlığı vergi çıkaracak. Bunu 12 aya yayacağız. Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Hatay, Adana, Mersin, Osmaniye, Kahramanmaraş'ta yoğun yaşıyorlar. Sınırdan geçişi sağlamak çok kolay.

"AFRİKALILARI TEKER TEKER YOLLAMAK OLAĞANÜSTÜ ZOR"

Suriye'ni şu anda insana ihtiyacı var. Halep'in dörtte üçü boş. Büyük inşa faaliyeti var. Emek gücüne ihtiyaç var. Bu insanların boşalttığı yere PYD'ye devlet kurduruyorlar. Burada İdlib'deki radikal örgütleri büyük sıkıntı. Orada bir Afganistan var. Akdeniz'in kıyısında. Bizim için çok büyük sorun. Bu konuyla stratejik mahremiyet hakkımızı kullanıyoruz. Ne yapacağımızı biliyoruz. Türkiye'yi yönetmeye talip olan siyasi kadro kafasındaki herşeyi paylaşamaz. Eğer bunlar güvenlik meseleleriyse. Güvenlik meseleleriyle ilgili herşeyi açıklamamız lazımdır. Bu hafta CHP ile Perşembe günü görüşeceğiz. İYİ Parti'den de randevu istedik. Gelecek Partisi'nden randevu aldık. Yeniden Refah'tan, Saadet'ten randevu istedik. AK Parti'den de isteyeceğiz. İran'la bu süreci birlikte yönetmemiz gerekiyor. İran'la göçü Afganistan ve Pakistan sınırında durdurmak gibi ortak menfaatimiz var. İran'a çok büyük Çin yatırımı giriyor. İran daha fazla istikrar arayışında. İran'la bir geçiş zemini oluşturabiliriz. En zor kısmı ne Afgan, ne Suriye. En zor olan kısmı Afrika. Bu ülkede 2 milyona yakın Afrika'dan gelmiş insan var. Bunları teker teker yollamak olağanüstü zor.

"DOKTORLARIMIZIN GERİ GELMESİNİ İSTİYORUZ"

İsviçre iki dünya savaşında Avrupa'nın merkezinde savaşlara bulaşmamış, buna rağmen son süreçte İsrail ile demir kubbe anlaşması yapmaya çalışma, İsveç Hava Kuvvetleri otobanlara inme faaliyetleri yapıyor. Türkiye ise 13 milyonu aşan ve travmalı toplumlardan milyonların geldiği, Amerikan ordusunun eğittiği Afgan ordusunun elemanlarının dolaştığı bir ülke. Zafer Partisi'nin politikası şu; Harvard'dan, Yale'den geleceklere karşı değiliz. Kendi doktorlarımız Avrupa'ya gitmesine karşıyız, nükleer tıpçı gelecekse hiç itirazımız olmaz. Okuma yazması olmayan sığır çobanlarının gelmesine karşıyız. Dönecek Suriyelilerin doktora, mühendise ihtiyacı olmayacak mı? Biz kendi doktorlarımızın, yazılımcılarımızın Türkiye'ye dönmesini istiyoruz. Hollanda'da değil İstanbul'da çalışmalarını istiyoruz.

"TÜRKİYE KENDİNİ BESLEYEMEZ İSE FALAKET"

Türkiye'de illegal olarak kimsenin kalmasına izin vermeyeceğiz. Bir sektörde Türk işgücü açığı var diyelim. Bunu İş ve İşçi Kurumu aracılığı ile düzenleyeceğiz. Önce sigortası yapılacak, kaçak çalıştıramazsınız. Emeklilerin aldığı maaş bugün çalışanların sigortalarıyla ödenen maaş. Bu insanları kaçak çalıştırırsanız emeklilik sistemini çökertirsiniz. Afgan'ın elinin değenmediği et yok deniyor. Peki bizim çobanlar astronot mu oldular? Ne oldu bizim çobanlara? Büyükşehir Yasası rezil bir yasa. Köyleri yeniden tesis edeceğiz. Köy okullarını açacağız. 3-4 köyün ortasına tarım liseleri oluşturacağız. Tarımı ancak böyle ayağa kaldırabiliriz. Türkiye kendini besleyemez ise bu bir felaket. Köylülerimiz bomboş. Birkaç yanlış insan kaldı. Evlenme yaşına geliyor genç. Kız diyor ki 'Ben kenti gördüm köyde oturmam, traktörünü sat gel burada güvenlik görevlisi ol' diyor. Somut örnekler var. Köyleri boşalan ulus ayakta kalamaz. Sosyolojik bir yasa bu. Köyü geri dönebilecek yer haline getirmemiz lazım. Bu reformu gerçekleştirmekle olur. Sabah İstanbul'dan Bursa Karacabey'e gittim. Orada çok ileri tarım teknikleriyle yönetilen bir çiftliği ziyaret ettim. Muazzam bir çalışma vardı. Herşey bilgisayarlarla yürütülüyor. Büyükbaş yüzlerce hayvan var ve bir tane sinek yok. Sineklerin nasıl yok edileceğini öğrendik, dediler. Yüzlerce hayvan var, gübre kokusu yok. Önce demografik tecavüzü durdurmamız gerekiyor.

"1938'DE ÇIKARILAN KANUN DOĞRUYDU"

13 milyon insanın geri gönderilmesi tarihin en büyük geriye dönüş projesidir. Bütün Avrupa'da savaş rüzgarları eserken ve bunu Alman faşizmi Yahudilere yönelik soykırım örgütlemek için hazırlanırken 1938'de Türkiye'de çıkan kanun bu işe buluşmamak için çıkarılan bir kanun. O günün şartlarında yapılması gereken oydu. 13 milyonun içinde Türkiye'ye faydası olduğunu düşündüğümüzü Türkiye'de tutabiliriz. Ama tarihin en büyük projesinin gerçek olduğunu ortadan kaldırmaz.

Ayrıntılar geliyor...

GÜNDEM